St. Patrick kutlamaları

178 Okunma
Dünyanın neresinde İrlanda diasporası mevcut ise orada her yıl 17 Mart’ta hemen hemen herkes yeşillere bürünmüş, çevre üç yapraklı yonca motifleri ile donanmış, “Pub” denen tüm birahaneler sokaklara taşarcasına dolmuş bir şekilde Aziz Patrick (Saint Patrick) kutlama törenlerine rastlarsınız. Bu yıl, pandemi nedeniyle bir istisna teşkil edebilir ancak bu yazıyı kaleme aldığım günlerde bu konuya karar verebilmek için henüz erken sayılır.
 “Saint Patrick’s Day” olarak anılan ve Saint Patrick’in doğduğu gün olarak kabul edilen 17 Mart, İrlanda Cumhuriyeti, Kuzey İrlanda, Kanada’nın Newfoundland ve Labrador eyaletlerinde ayrıca Britanya’ya ait bir Karayip adası olan Montserrat’da resmî bayram olarak kabul edilmekte ve İrlanda diasporasının yoğun olduğu ABD, İngiltere, Kanada, Arjantin, Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerde de bir panayır havasında kutlanmaktadır. Bu yazıyı okuyanlarınızdan bazıları da 17 Mart günü New York’ta Saint Patrick kutlamalarına şahit olmuş olabilir.
 Peki, kimdir bu Patrick, nereden gelmiş, nerede yaşamış, İrlandalıların gözünde ilahlaşmak, Aziz mertebesine ulaşabilmek için neler yapmış, gelin hep beraber araştıralım. İngiltere’nin, Roma Katolik kilisesinin etkisi altında olduğu IV. yüzyılın sonlarında (rivayete göre MS 389 yılında) bir katolik papazı ve varlıklı bir ailenin kızının evliliğinden doğan, asıl adı Patricius Magonius Sucatus olan Patrick, 16 yaşında İrlandalı korsanlar tarafından kaçırılarak Kuzey İrlanda’nın Slemish Dağı yörelerinde bir çobana satılır. Burada hayatının altı yılını koyun sürülerine çobanlık yaparak geçirir. Patricius, babası ve büyükbabası katolik papazı olmasına rağmen 16 yaşına kadar dine karşı bir ilgi duymamış ve hep mesafeli kalmıştır.
 PATRICK KAÇIRILDIKTAN SONRA TANRI’YA YAKINLAŞIR
 Kaçırıldıktan sonra dağda çobanlık yaptığı dönemlerde Tanrı’ya ve İsa Mesih’e yakınlaştığını hissetmiş ve dua etmeye başlamıştır. O yalnız gecelerden birinde, gecenin karanlığından gelen bir ses işitir. Ses kendisine “…Duaların duyuluyor, yakında memleketine döneceksin. Bak limanda bir gemi seni bekliyor…” demektedir. Patricius, bu sözler üzerine esareti altında olduğu aileden kaçar ve 200 millik dağ yolunu yaya katederek limana ulaşır. Limanda gerçekten bir gemi İngiltere’ye hareket etmek üzere sefer hazırlıklarını yapmaktadır. Başta gemiye kabul edilmese dahi yakarmalarından sonra gemiye binme izni alır ve altı yıl sonra ailesine kavuşmak üzere İngiltere’ye doğru yola çıkar. Esaret altında yaşadığı dönemlerde dine çok yaklaşmış, İsa Mesih ve Tanrı ile bütünleştiğini hissetmiş ve döndükten sonra da manastırda dinî eğitim almaya başlayarak babası gibi papaz olmaya karar vermiş ve bu yolda Piskoposluğa kadar yükselmiştir. İngiltere’de kendini manastıra adayan Patrick (Papaz olduktan sonra Patrick olarak bilinmektedir), gecelerden birinde bir rüya görür. Rüyasında yanında yüzlerce mektup taşıyan bir İrlandalı vardır. İrlandalının taşıdığı mektuplardan bir ses yükselir; “…Kutsal çocuk bize geri dön sana ihtiyacımız var.” Patrick, bu kez aniden İrlanda’ya dönmeye karar verir ve tekrar yola koyulur. İrlanda o dönemlerde şeytana ve putlara tapan, barbarlık, korsanlık ve haydutlukla geçinen aşiretlerden oluşan bir toplumdan ibaretti. Bir diğer deyişle, ölüm ve vahşetin kol gezdiği, sürekli savaş halinde olan göçebe bir toplumdu. İşte Patrick böyle bir İrlanda’ya geri döner ve döndüğünün ertesi günü hiç dinlenmeden bu putperest ve vahşi toplumu Allah’a inandırmaya ve düzene sokma çalışmalarına başlar.
...
Makalenin devamını dijital ve basılı dergimizden okuyabilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz