Potanın genç yıldızı Kevin Kaspar

593 Okunma
 Dergimizin ilk yılında sayfalarımıza konuk ettiğimiz Kevin Kaspar, o dönemde hem okumak hem de basket alanında ilerlemek için Amerika’ya gitmeye hazırlanan heyecanlı ama gelecek vaat eden bir gençti.  Buluşmamızın üzerinden 10 yıla yakın bir süre geçti ve bu kez Kevin artık önemli kulüplere transfer olan başarılı bir basketbolcu olarak karşımızda.
 Ufak bir çocuğun basket heyecanıyla başlayıp, başarıya uzanan öyküsünü gelin Kevin’den dinleyelim.
 Önceki röportajlarınızı kaçıran okurlarımız için pota aşkınızın nasıl başladığını kısaca özetler misiniz?
 12 Ocak 1992’de İstanbul’da doğdum. Eğitimime FMV Özel Ayazağa Işık Okulunda başladım ve Lise 2’ye kadar aynı okulda devam ettim. Basketbol olarak hem okul takımında hem de FMV Işıkspor kulübünde altyapı senelerimi tamamladım. Okul takımı olarak Türkiye Şampiyonluğu yaşadık. Kulüp olarak ise Yıldızlar Türkiye Şampiyonası’nı 3. olarak tamamladık. U16 ve U18 Türkiye Milli Takımı’nda oynadım ve Avrupa Şampiyonası’nda iki sene art arda Avrupa üçüncülüğü başarısını elde ettik.
 Belli bir yaşa kadar eğitim ve basketbol hayatımı Türkiye’de sürdürdüm. Ancak, U18 Milli Takım turnuvasından sonra Amerika’dan gelen burs tekliflerini kabul edip, eğitim ve basketbol hayatımı Amerika’da sürdürme kararı aldım. Lisenin son iki yılını Nevada’da Findlay Prep Okulunda tamamladım. Üniversiteyi de Western Kentucky University’de bitirdim. NCAA’de (Amerika Kolej Ligi) iki sene üst üste konferans şampiyonluğu başarısını gösterdik. Spor Yöneticiliği (Sports Management) branşında lisans ve yüksek lisans yaptım. 2014 yılında Türkiye’ye geri döndüm ve son altı senedir profesyonel olarak basketbol oynuyorum. Sırasıyla Sakarya BŞB (2 sene), Pertevniyal, İTÜ, Bornova, Ankara Mamak ve son olarak da bu sene Ankara Ted Kolejliler’de oynadım.
 Sizi basketbol oyuncusu olmaya iten etkenler neler oldu?
 Basketbola çok küçük yaşta başladım. Gerçi futbolu da seviyordum ama babam Raffi Kaspar’ın uzun yıllar boyunca Şişli Spor Kulübü basket takımının koçluğunu üstlenmesi ve sonra da kulüp başkanı olması basketbola olan ilgimin artmasında etkili oldu. Belli bir yaşa geldikten sonra ben de tercihimi bu yönde kullandım. Her ufak sporcu gibi spor okullarına giderek oynamaya başladım. Belli bir yaşa kadar futbol ve basketbolu aynı anda devam ettirdim ama bir süre sonra tek bir spora yoğunlaşmam gerekti ve basketbolu seçtim. Basketbolu seçmemde en büyük faktör ailem oldu. Evde de bir potamız vardı. Babamın basketbol geçmişi olması beni basketbola yoğunlaştıran asıl sebepti. Ailemin tavsiyelerinden yararlanıp basketbolu ciddi seviyelere taşıyacağıma inandım. Benden desteklerini hiçbir zaman esirgemediler ve verdiğim bütün kararlarda arkamda durdular. Onlara herşey için sonsuz teşekkür ediyorum.
...

Röportajın devamın dijital ya da basılı dergimizden okumaya devam edebilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz