Mevsimlerle Pandemi

126 Okunma
 İngiltere sonbaharda her zaman müthiş olur. Şehirlerin içerisinde saklanan parklar adeta renk değiştirir. Bir taraftan değişmek istemeyen yeşil ağaçlar direnirken, öte tarafta kırmızısı, turuncusu, sarısıyla diğer ağaçlar selam verir. Peki, biz hazır mıyız sonbahara? Yoksa bizi kışa hazırladığı için kızgın mıyız? Bu sorulara bu seneki cevaplarım her zamankinden farklı olacak. sonbahara hazırım ama kış daha korkutucu geliyor. Neden mi, cevaplarım aşağıda!
SONBAHAR GELDİ BİLE
 Başlığı okurken eminim siz de benim gibi iç geçirenlerdensiniz. Pandemi sürecinin başında bir-iki aydan her şey normale döner diye düşünüyorduk, oysa ne kadar iyi niyetliymişiz! Çoğu akademisyen evinden çalışmaya devam ederken, bizler ara ara ofislerimize gidip bir şeyler alıp çıkabiliyoruz. Her gidenin yaptığı ilk şeylerden biri, ofisinin fotoğrafını çekmek. Ne zaman döneceğini bilmediğin mekânı bir şekilde hafızasında saklamak istiyor insan. Sonra fotoğrafa bakıyorsun, yarısı okunmuş bir makale masanın üzerinde, içinde iki parmak su kalmış bir termos, üzeri formüller dolu beyaz tahta, yapılacaklar listesi, kahve içilmiş bardak... Her şey devam edecekmiş gibi bırakılmış, oysaki üzerinden aylar geçmiş. Ne garip, bu sahneyi gördükten sonra dokunmadım bir şeye, belki aynı şaşkınlığı tekrar yaşamak istedim bir gün döndüğümde, kim bilir… Yeni ofisim evim. İş arkadaşlarım ekranın içinde kutucuklarda yaşıyor. Yaz dönemi iyiydi, hoştu. Dışarı çıktık, parklarda buluştuk, yürüyüşler yaptık, pikniklerde coştuk, doğanın tadını çıkardık. Peki Sonbahar? Hepimizin üzerine hüzün çöktü, gene tüm ülkelerde vakalar artıyor, yaşadığımız şehirlerde daha sıkı kurallar geliyor. Eh, haliyle insanların keyfi de kaçtı, havaların da soğuması ile birlikte evlere çekildik. Sonbahar bile böyleyse...
KIŞ GELMESİN!
 Gelmesin, evet gelmesin... Zaten seyahat de edemiyoruz. Bu demek oluyor ki Noel’de ve yılbaşında sevdiklerinden uzaktasın. Hadi diyelim kabul ettik, İskoçya’da kaldık. Eh buradaki tüm kış festivalleri iptal edildi, açık havada yapılan Noel marketleri bile... Yani ruhsuz bir kış mevsimi bizi bekliyor ve ben buna pek hazır değilim. Bir yandan diyorum ki acaba birkaç kişi bir araya gelir miyiz? Sonra gene panikliyorum ve ‘ya hastaysak birbirimize bulaştırırsak’ diye düşünüyorum. Kimi insan normalleşme moduna biraz geçti, olan biteni unutabildi. Ben aksi olan kategorideyim, panik modumdan hiç çıkmadım, çıkamadım. Kolay kolay da çıkmayacağım gibi duruyor vaziyet böyle olursa. Üzerine bir de soğuk havalar gelecek, günler daha hızlı kararacak. İskoçya epey kuzeyde kalıyor, yani saat dört dediğiniz zaman hava kararmaya başlıyor. Biliyorum kulağa korkutucu geliyor, umarım yaşarken daha az acı verir.
NOTLAR…
 Artık hepimiz her şeyin farkındayız ve bu süreçten en az yara ile çıkmak için uğraşmaya devam etmeliyiz. Öncelikle kendinize dikkat edin, iyi olmanız için ne lazımsa kendinizi dinleyin. Siz iyi olun ki sevdiklerinize destek olabilesiniz. Herkes bu süreci farklı geçiriyor, “X nasılsa iyidir” diye düşünmeyin, X’i arayın, hal hatır sorun; azıcık muhabbet etmiş olursunuz fena mı! İç karartıcı haberlerden uzak durun! Az kaldı, hep beraber direnmeye devam!

Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz