Baba ocağından ayrılmak…

1034 Okunma

Düğün dernek mevsimidir yaz mevsimi ve yaşamımızın en önemli kararlarından, en önemli yol sapaklarından biridir evlenmek... Kapı gibi arkamızda hissettiğimiz baba ocağından ayrılıyoruz çünkü bizim de içindekilerin kendilerini o derecede güçlü ve güvende hissedebilecekleri bir aile kurmamız lazım, üstelik işin köttüsü bunun okulu, tezgahı, atölyesi yok! Biraz aileden, biraz genlerden, biraz çevreden, arkadaşlardan, gözlemlerden, anane ve geleneklerden oluşturduğumuz bir rol model doğrultusunda her birimiz geleceğe bir miras naklediyoruz elimizden geldiğince özenle…

Dedelerimin köylerinde, Foufa’da, Emborio ve Anarahi’de aileler, çok genç yaşta everirlerdi çocuklarını... Neden bilmem?

Çocuk aklımla anneanneme hiç sormak aklıma gelmedi. Bir boğaz eksik kaygısı desen, yazılarımı baştan okuyanlar hatırlayacak, ailesi iki defa altın dolu gömü bulmuş bir ailenin çocuğuydu anneannem. On iki yaşında bir çocuk hangi nedenle hem de öyle pek de varlıklı olmayan bir aileye gelin verilir? “Pencereden, aşağıda avluda ip atlayan çocuklara imrenerek bakardım” diye anlatırdı anneannem. Masal bilmezdi ki o! Tüm zenginliği kopup geldiği, kardeşlerini bıraktığı topraklardaki anılarıydı. “Bir defasında aşağıya kaçtım da oynamaya, ailenin dedesi bana yukarıdan seslenmişti: “Gelin! Bırak oynamayı da, al şu süpürgeyi avluyu süpür!” diye.

Röportajımızın devamını okumak için Temmuz 2018 sayımızı bayilerden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 

Online Dergimizi Satın almak için - Link
Size en yakın bayi için  - Link