1912 OLİMPİYATLARI’NDA ERMENİLER

01
May
1912 OLİMPİYATLARI’NDA ERMENİLER

HAZIRLAYAN: ARSEN YARMAN 

Bilindiği üzere Osmanlı İmparatorluğu’nda halkın jimnastik ve sporla uğraşması tehlikeli olarak addediliyordu. Dolayısıyla Osmanlı’da yenilikler öncelikle gayrimüslimler tarafından benimsenir, jimnastik, atletizm gibi değişik spor dallarıyla genellikle Rumlar ve Ermeniler ilgilenirdi. Abdülhamid tarafından 1908 yılına kadar spor yasağı getirilse de Erme­nilerin spor alanında örgütlenme isteği ağır basıyordu. Bu örgütlenme isteği doğrultusunda yurtdışında profesyonel antrenörlük eğitimi almaya başlayan Vahram Papazyan gibi isimler, spor kulüplerinin de kurulmasına ön ayak oldu. 1911-1914 yılları arasında yayımlanan Marmnamarz (Beden Eğitimi) dergisinin yöneticisi Şavarş Krisyan da spor kulüplerinin kurulması için Ermeni gençliğine çağrı niteli­ğinde yayınlar yaparak sürece ivme kazandıran başlıca isim olmuştu.
Raffi adlı ilk spor kulübünü 1907’de Üsküdar’da kuran Ermeni toplumunun, I. Dünya Savaşı öncesinde 18 spor kulübü bulunuyordu. Öyle ki 1911-1914 yıllarında Ermeni Olimpiyatları düzenlenmeye başladı. 1912’de İstanbul’da düzenlenen Ermeni Olimpiyatları’nda, Şavarş Krisyan ve Vahram Papazyan atletizm dalında sergiledikleri başarılı performansla göz doldurdu.
1912 Stockholm Olimpiyatları
Ermeniler aynı zamanda olimpiyat oyunlarında Osmanlı Devleti’ni de temsil ediyorlardı. 5 Mayıs-22 Temmuz 1912 tarihleri arasında İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen olimpiyat oyunlarına 28 ülke­den 48’si bayan 2407 sporcu katılmıştı. Bunların arasında Türkiye’den iki sporcu bulunuyordu. Olimpiyat tarihinde ilk kez Milli Olimpiyat Komite’sinin resmi belgeleriyle Osmanlı’yı temsilen katılan iki Ermeni sporcu, Vahram Papazyan ve Mıgırdiç Mıgıryan’dı.
Ermeni toplumunun temin ettiği parayla olim­piyatlara katılan sporcular, Stockholm’de dal­galanan bayraklar arasında Osmanlı bayrağının bulunmadığını fark edince, organizasyon ko­mitesi ve Osmanlı elçisine baş vurarak bayrağın asılmasını sağlamışlardı. “Bayrağımız asılmazsa burada kalamam” diyen Vahram Papazyan, ayrıca formalarının üzerine ay yıldız motiflerinin dikilmesini de sağlamıştı. Papazyan, bayraklı formasıyla 800 met­re yarışını tamamlamış, ancak 1500 metre yarışı­nı bitirmeye birkaç adım kala bayılmıştı.
1912 olimpiyatla­rında Mıgırdiç Mıgıryan ise, Çift Elle Gülle Atma­da 19.78 m ile 7 spor­cunun katıldığı yarışma­da 7.; Disk Atmada 32.98 m ile 40 sporcu arasında 34.; Gülle Atmada 10.63 m ile 22 rakip arasında 19. Oldu. Dekatlonda 29 atlet arasında 100 metreyi 13:3’te koştu. Gülle atmada 11.05 m, uzun atlamada 5.43 m’lik derece elde etti. 479.75 puan toplayan Mıgıryan uzun atlama yarışması sırasında bileğinden sakatlanarak yarışmalardan çekilmek zorunda kaldı ve 29 atlet arasında sonuncu oldu.

Pentatlonda 26 atletin mücadele ettiği yarışmalarda 200 m’de 26:4 ile 24., uzun atlamada 5.59 m ile 25., cirit atmada 36.87 m ile 18. oldu. Diğer yarışmalara katılmadı. Genel sıralamada 23. oldu.
Çanakkale’de omuz omuza
Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni sporcular da Os­manlı Ordusu’da yer alarak düşmana karşı omuz omuza sa­vaştılar. Çanakkale cephesinde savaşanlar arasında Vahram Papazyan da bulunuyordu. Telgrafçı olan Papazyan’ın gö­revi kopan kabloları birbirine bağlamaktı. Papazyan, daha sonra gittiği Beyrut’ta yayımladığı anılarında Çanakkale’de yaşadığı bir olayı şöyle aktarmıştı: “Çanakkale’de savaşırken Papazyan, casus olabileceği şüphesiyle üç Ermeni Osmanlı askeriyle birlikte tutuklanır. Sorgu sırasında komutan, bir kablo uzatarak “Madem kablocusunuz, şu telgraf kab­losunu tamir edin görelim” der. Papazyan ve arkadaşları kablonun sağlam olduğunu sorunun iletken su ile çözüle­bileceğini söylerler. Komutan’dan “İletken su yok” cevabını alınca da, düşünür taşınır ve kabloya işerler. Kablo çalışma­ya başlar.
Enver Paşa’yı esir düşmekten kurtaran da, Çanakkale’de göğsünü Atatürk’e siper eden de bir Ermeni asker olmuştu. Ancak 1915’te gerçekleşen Ermeni tehciri sırasında birçok Ermeni sporcu ne yazık ki hayatını kaybetti. Şavarş Krisyan da 1915 Nisan’ında tutuklanan Ermeni entelektüellerle birlikte göz altına alındıktan sonra Çankırı’da öldü.

The following two tabs change content below.